1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

DÖNEM VI DERS İÇERİKLERİ

Internal Medicine Compulsory  
iç Hastalıkları
At the end of this stage, students will gain practical knowledge on diagnosis and treatment of disorders by clinical, laboratory, imagegology and consultation grounds. They will acquire the attitude and skills of the performance of physicianship.
Education targets: Knowledge based: Can identify the clinical and laboratory findings of most frequently seen disorders in the community regarding internal medicine, can understand the treatments of them. As skill: Can use the basic concepts and principles to solve the clinical cases, can discriminate the pathological findings and gain the skill of treatment of diseases. They can take medical decisions and may discuss them .  
Theoric lessons (Weekly seminairs)
  1. Hypertension (Epidemiology, etiology, clinical approach and treatment of primary and secondary hypertension)
  2. Blood smear (practical knowledge on bloo smear in hematology)
  3. Approach to anemic patient (Clinical knowledge on anemia)
  4. Chronic hepatitis. (Approach and management of viral hepatitis)
  5. Approach to gastrointestinal bleeding (Approach to upper and lower GI bleeding and management)
  6. Urinary tract infections
  7. Approach to diabetic patient (Classification, risk factors and treatment)
  8. Approach to patient with fever (Clinical knowledge on fever and FUO)
  9. Approach to arthritis (Clinical approach to mono and poli arthritis)
Talebeler bu staj sonunda hastalıkların klinik, laboratuvar, görüntüleme ve konsültasyon yolu ile  tanı ve tedavileri hakkında pratik bilgi edinecekler, iç hastalıkları alanında hekimlik uygulama beceri ve tutumunu kazanacaklardır
Öğrenim hedefleri; Bilgi olarak: Toplumda sık görülen iç hastalıkları ile ilgili hastalıkların klinik ve laboratuvarları bulgularının tanımlayabilecekler, tedavilerini kavrayabileceklerdir.
Beceri olarak; İç Hastalıkları ile ilgili kavram ve ilkeleri klinik olguların çözümünde kullanılabilecekler,  patolojik bulguları tanımlama, tedavi uygulama yeteneği kazanacaklar, tıbbi kararlar verebilmeyi, ve bu kararları da tartışabilme becerisini uygulayabilecekler.
Teorik ders (seminer listesi) Haftalık olarak yapılacaktır:
  1. Hipertansiyon (Primer ve sekonder hipertansiyonda epidemiyoloji, etyoloji, klinik yaklaşım ve tedavisi
  2. Periferik yayma (Hematolojide periferik yayma ile ilgili pratik bilgiler)
  3. Anemili hastaya yaklaşım (Anemi etyolojisinin belirlenmesi ve tedavi yöntemleri)
  4. Kronik hepatitler (Viral hepatitlerde yaklaşım ve yönetim)
  5. GİS kanamalı hastaya yaklaşım (Üst ve alt GİS kanamada yaklaşım nasıl olmalı)
  6. İdrar yolu enfeksiyonları
  7. Diyabetik hastaya yaklaşım (Sınıflama, risk faktörleri tedavi konuları)
  8. Ateş yüksekliği olan hastaya yaklaşım (Ateş ve sebebi bilinmeyen ateşle ilgili klinik bilgiler)
  9. Artriti olan hastaya yaklaşım (Mono ve poliartritlerde tanısal yaklaşım ve tedavileri)

 

PSYCHIATRY    
PSİKİYATRİ
Course Information Pack
Tittle: Psychiatry
Year/Semester: 6. (sixth years) / one stage in four weeks
Department: Faculty of Medicine
Prerequisities: To be studied behavioural sciences and psychiatry lectures in 1, 2, 3. 5. years.
Language of instruction: Turkish, English
Mode of Delivery: Face to face
Status: Obligatory
Course : 40 hours (theory), 100 hours (practise)
Internship: Four weeks
Objective of the Course: To get obtain knowledges, skills and attitudes to the medical students about to examine and diagnose in psychiatric practise, to identify the important psychiatric disorders, to have knowledges  about etiologies, prognosis, diagnosis of psychiatric disorders and to be able to treat and manage these disoreders.
Learning outcomes: The student who gets this stage (1) can apply the principles of psychiatric examination/interview (2) can identify the important psychiatric disorders (3) can diagnose these disorders (4)  can treat the disorders those manageable at primary care  (5) can manage and canalize the others (6) can interfere to emergency states (7) knows the general structures of pharmacotherapy and psychotherapies.
DersinContent and Syllabus:    

Week 1: mental semiology, depression, panic disorders, conversion disorder, the childhood problems
Week 2: psychose, the processes of diagnosing, antipsychotics, antidepressants
Week 3: anxiolytics, delirium, phobic disoreders, substance-related disorders
Week 4: emergency states, dementia, consultation-liaison psychiatry, obsessive-compulsive disorder.
Ders Bilgi Paketi
Dersin Adı: Psikiyatri
Yılı / Sömestresi: 6. yıl / 4 haftalık bir dönem
Bölümü: Tıp Fakültesi
Ön Koşul Dersleri: 1, 2, 3, 5. Sınıflarda davranış bilimleri ve psikiyatri eğitimi almış olmak
Öğretim Dili: Türkçe
Eğitim Şekli : Yüz yüze
Dersin Türü : Zorunlu
Ders Saatleri: 40  saat (Teori),    100 saat  (Uygulama)
Staj: 4 hafta
Dersin Amacı : Öğrenciye psikiyatrik muayene yapabilme ve tanı koyabilme; bir pratisyen hekim olarak karşılaşabileceği önemli psikiyatrik bozuklukları tanıyabilme;  bu bozuklukların oluş nedenleri, seyri ve ayırıcı tanısı hakkında bilgi sahibi olma; bu bozuklukları tedavi ve idare edebilme bilgi, beceri ve tutumlarını kazandırmak.
Dersin Öğrenim Çıktıları: (1) Psikiyatrik muayene ve görüşmenin ilkelerini bilip uygulayabilir, (2) Önemli psikiyatrik bozuklukları tanımlayabilir, (3) Bu bozuklukların belirti ve tanı ölçütlerini bilir ve tanı koyabilir, (4) Psikiyatrik bozukluklardan Birinci basamakta yapılabilecekleri tedavi edebilir, (5) Birinci basamakta tedavi edilemeyecek olanların sevk ve idaresini yapabilir, (6) Acil psikiyatrik durumlara müdahale edebilir, (7) Farmakoterapi ve psikoterapilerin genel yapıları hakkında bilgi sahibidir.
İçeriği ve Program:
1. Hafta: depresyon, semiyoloji, panik bozukluğu, konversiyon bozukluğu, çocukluk çağı sorunları
2. Hafta: psikozlar, tanı koyma süreçleri, antipsikotikler, antidepresifler
3. Hafta: Anksiyolitikler, deliryum, fobik bozukluklar, madde kullanım bozuklukları,
4. Hafta: Acil psikiyatrik durumlar, demans, konsultasyon, liyezon psikiyatrisi, obsesif kompulsif bozukluk,

 

General Surgery    
Genel Cerrahi    
General surgery department 6th year education program will be practise based. Most often experienced surgical cases and fundamental surgical procedures will be primary. Our educational program format is below:
1- In policlinic. Patient evaluation, examination, and from symptom to diagnosis.
2- In operation room. Basic surgical techniques, principles, and most often performed surgical procedures. 
3- In clinic. Case based discussions with selected instructive patients.
Genel Cerrahi bölümünde altıncı sınıf öğrencilerine, en sık karşılaşılan cerrahi olgularının ve temel cerrahi prensiplerinin uygulamalı olarak öğretildiği bir eğitim programı uygulanması hedeflenmektedir. Bu bağlamda aşağıdaki formatlarda eğitim çalışmaları yapılması ön görülmüştür.
1- Poliklinikte hasta değerlendirme, muayene ve semptomdan teşhise karar verme
2- Ameliyathanede temel cerrahi teknik ve prensipleri ile en sık yapılan ameliyat protokolleri
3- Vaka tartışmaları: Öğretici özelliği fazla olan seçilmiş olgular üzerinden yürütülen tartışmalı oturumlarla olgu temelli eğitim

 

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM
PELVIC MASS    
PELVİK KİTLE
Pelvic masses are common clinical findings and may involve the reproductive organs or nongynecologic structures. They may be identified in asymptomatic women during routine pelvic examination or may cause symptoms. Typical complaints include pain, pressure sensations, dysmenorrhea, or abnormal uterine bleeding. As a part of evaluation, levels of serum -human chorionic gonadotropin or tumor markers may be helpful. Initially, imaging with sonography is preferred, but computed tomography or magnetic resonance imaging may be useful if the nature of the mass is still uncertain. Treatment of pelvic massesvaries with patient symptoms, age, and risk factors. Although medical management is possible for many of these masses, for others, surgical treatment offers the highest success rates.
Sık karşılaşılan klinik bulgu olan pelvik kitleler, üreme organlarını veya jinekolojik olmayan yapılardan kaynaklanabilir. Asemptomatik kadınlarda rutin pelvik muayene sırasında tespit edilebilir veya semptomlara neden olabilir. Tipik yakınmalar arasında ağrı, basınç hissi, dismenore veya anormal kanama sayılabilir. Değerlendirmenin bir parçası olarak serum human koryonik gonadotropin veya tümör belirteçleri seviyeleri yardımcı olabilir.Öncelikle, sonografik görüntüleme tercih edilir, ancak kitlenin naturu belirlenememişse bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme yardımcı olabilir.Pelvik kitlelerin tedavisi hastanın semptomları, yaşı ve risk faktörlerine bağlı olarak değişir. Hernekadar bu kitlelerin birçoğu için medikal tedavi mümkünde de, bazılarında ,cerrahi tedavi en yüksek başarı oranını sağlar.

 

UTERINE MYOMA    
MYOMA UTERİ
Leiomyomas are benign smooth muscle neoplasms that typically originate from the myometrium. Their incidence among women is generally cited as 20 to 25 percent, but has been shown to be as high as 70 to 80 percent in studies using histologic or sonographic examination. In many women, leiomyomas are clinically insignificant. Conversely, in some, their number, size, or location within the uterus can provoke symptoms. Taken together, symptoms caused by these uterine tumors constitute an important segment of gynecologic practice.
Leiomyomlar tipik olarak myometriumdan kaynaklanan düz kas neoplasmlarıdır. Kadınlar arasında sıklığı yüzde 20 ile 25 arasında bildirilmiş olmakla birlikte, histolojik veya sonografik inceleme ile yapılan çalışmalarda yüzde 70 ile 80’e varan oranlarda bulunduğu gösterilmiştir.Kadınların çoğunda, leiomyomlar, klinik önem taşımamaktadır. Tersine bazılarında sayıları, büyüklükleri veya uterus içindeki yerleşimine bağlı olarak semptomlara neden olabilir. Sonuç olarak, bu uterus tümörlerinin neden olduğu semptomlar jinekoloji pratiğinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

 

ENDOMETRIOSIS    
ENDOMETRİOZİS
Endometriosis is a common benign gynecologic disorder defined as the presence of endometrial glands and stroma outside of the normal location. Endometriosis is most commonly found on the pelvic peritoneum but may also be found on the ovaries, rectovaginal septum, ureter, and rarely in the bladder, pericardium, and pleura.
The incidence of endometriosis is difficult to quantify, as women with the disease are often asymptomatic, and imaging modalities have low sensitivities for diagnosis. The primary method of diagnosis is laparoscopy, with or without biopsy for histologic diagnosis. Investigators have reported the annual incidence of surgically diagnosed endometriosis to be 1.6 cases per 1,000 women aged between 15 and 49 years. In asymptomatic women, the prevalence of endometriosis ranges from 2 to 22 percent, depending on the population studied. However, because of its link with infertility and pelvic pain, endometriosis is notably more prevalent in subpopulations of women with these complaints.
Endometriozis, normalin dışında yerleşim gösteren endometriyal gland ve stromanın varlığı olarak tanımlanan sık görülen bir jinekolojik hastalıktır.En sık pelvik peritonda görülmekle birlikte, rektovaginal septum, üreter ve nadiren mesane, perikard ve plevrada bulunabilir.
Endometriozis sıklığını belirlemek, hastalık bulunan kadınların genellikle asemptomatik olması ve görüntüleme tekniklerinin tanı için düşük duyarlılığı nedeniyle zordur. Primer tanı yöntemi histolojik tanı için yapılan biyopsi eklenebilen laparoskopidir. Araştırmacılar 15 ile 49 yaş arasında cerrahi olarak tanı koyulan olguların yıllık insidansını 1000’de 1.6 olgu olarak bildirmişlerdir. Asemptomatik kadınlarda, çalışılan gruba bağlı olarak endometriozis prevalansı yüzde 2 ile 22 arasında değişmektedir. Ancak, infertilite ve pelvik ağrı ile ilişkisi nedeniyle, endometriozis bu şikayetleri bulunan altgruplarda önemli düzeyde daha sıktır.

 

PUBERTY    
PUBERTE
Puberty marks the normal physiologic transition from childhood to sexual and reproductive maturity. Each landmark of hormonal and anatomic change during this time represents a spectrum of what is called "normal".
With puberty, primary sexual characteristics of the hypothalamus, pituitary, and ovaries initially undergo an intricate maturation process. This maturation leads to the complex development of secondary sexual characteristics involving the breast, sexual hair and genitalia, in addition, to a limited acceleration in growth.
Puberte çocukluktan, seksüel ve üretken olguluğa normal fizyolojik geçişi bilirtir. Bu süreç sırasında ortaya çıkan hormonal ve anatomik değişiklikler ‘normal’ olarak adlandırılan bir süreci belirler.
Puberte ile birlikte, öncelikle hipotalamus, hipofiz ve overlerin primer seksüel özellikleri olgunlaşma sürecine girer. Bu olgunlaşma meme, seksüel kıllar ve genital organlar gibi  sekonder seks karakterlerinin gelişimi, ilaveten büyümede sınırlı bir hızlanma ile sonuçlanır.

 

AMENORRHEA    
AMENORE
Evaluation and management of a patient with amenorrhea is a common practice in gynecology, and the prevalence of pathologic amenorrhea ranges from 3 to 4 percent in reproductive-aged population. Although amenorrhea has classically been defined as primary (no prior menses) or secondary (cessation of menses). Examples include a patient with the stigmata of Turner syndrome, obvious virilization, or a history of uterine curettage. Amenorrhea is a normal state prior to puberty, during pregnancy and lactation, and following the menopause.
Amenore bulunan hastanın değerlendirilmesi ve yönetimi jinekolojide sık yapılan bir uygulamadır, patolojik amenore prevalansı üreme çağındaki olgularda yüzde 3 ile 4 arasındadır. Amenore klasik olarak primer (hiç menses olmaması), veya sekonder (mensesin kesilmesi) olarak tanımlanmaktadır. Örnekler arasında Turner sendromu bulguları taşıyan, virilize veya uterus kürtajı hikayesi olan hastalar sayılabilir. Amenore puberte öncesi, gebelik ve laktasyon sırasında ve menopoz sonrası normal bir durumdur.

 

POLYCYSTIC OVARIAN SYNDROME    
POLİKİSTİK OVER SENDROMU
Polycystic ovarian syndrome (PCOS) is a common endocrinopathy typified by oligo-ovulation or anovulation, signs of androgen excess, and multiple small ovarian cysts. These signs and symptoms may vary widely between women as well as within individuals over time. Polycystic ovarian syndrome is the most common endocrine disorder of reproductive-aged women and affects approximately 4 to 12 percent. Although symptoms of androgen excess may vary between ethnicity, PCOS appears to equally affect all races and nationalities.As a result, women with PCOS may present to various medical specialists, including gynecologists, internal medicine specialists, endocrinologists, or dermatologists.
Polikistik over sendromu (PKOS) oligoovulasyon veya anovulasyon, androjen fazlalığı bulguları ve çok sayıda küçük over kisti ile karakterize sık görülen bir endokrin bozukluktur. Bu belirti ve bulgular kadınlar arasında ve aynı kişide zaman içinde büyük farklılıklar gösterebilir. Polikistik over sendromu üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluktur ve kadınların yüzde 4 ile 12’sini etkiler.Androjen fazlalığı semptomları etnik köken kökene bağlı olarak değişmekle birlikte, PKOS ırkları ve ulusları eşit olarak etkiliyor gibi görünmektedir.Sonuç olarak, PKOS’lu kadınların jinekolog, iç hastalıkları, endokrinoloji uzmanı veya dermatolog tarafından değerlendirilmesi gerekir.

 

EVALUATION OF THE INFERTILE COUPLE    
İNFERTİL ÇİFTİN DEĞERLENDİRİLMESİ
The inability to conceive after 1 year of unprotected intercourse is termed infertility. It can be subdivided into primary infertility , that is, no prior pregnancies, and secondary infertility, referring to infertility following at least one prior conception. In those attempting conception, approximately 50 percent of women will be pregnantat 3 months, 75 percent will be pregnant at 6 months, and more than 85 percent will be pregnant by 1 year.
It is generally agreed that an infertility evaluation should be considered in any couple that has failed to conceive in 1 year. However, to delay evaluation in an anovulatory woman or a woman with a history of severe pelvic inflammatory disease may not be appropriate. In general, infertility can be attributed to the female partner one third of the time, the male partner one third of the time, and both partners in the remaining one third.
Bir yıl süre ile korunmasız cinsel ilişki sonucunda gebelik oluşmaması infertilite olarak tanımlanır. Primer infertilite, yani hiç gebelik olmaması ve sekonder infertilite, en az geçirilmiş bir gebeliğin bulunması şeklinde ayrılır. çocuk isteyen olguların yüzde 50’si 3 ay, 75’i 6’ayda ve yüzde 85’den fazlası 1 yıl içinde gebelik elde edebilmektedir. Genellikle kabul edilen 1 yıl sonunda gebe olmayan herhangi bir çiftte infertilite araştırmasının düşünülmesidir. Ancak, anovulatuar veya pelvik enflamatuar hastalık hikayesi varlığında araştırmanın geciktirilmesi uygun olmayabilir. Genel olarak, olguların üçte birinde infertilite kadın partnere, üçte birinde erkek partnere, ve kalan üçte birinde de her ikisine bağlanabilir.

 

PREINVASIVE LESIONS OF THE LOWER GENITAL TRACT    
ALT GENİTAL SİSTEMİN PREİNVAZİF LEZYONLARI
The term intraepithelial neoplasia refers to squamous epithelial lesions of the lower genital tract, which are considered to be cancer precursors, but lack features of invasive cancer. Lesions are diagnosed by biopsy and subsequent histologic evaluation. Cervical, vaginal, vulvar, and perianal intraepithelial neoplasia (CIN, VaIN, VIN, and AIN) demonstrate a disease spectrum ranging from mildly dysplastic cytoplasmic and nuclear changes to those of severe dysplasia. With these changes, there is no invasion through the basement membrane, which defines invasive cancer. Identifiable risk factors for cervical intraepithelial neoplasia are similar for invasive lesions and prove useful in the development of cervical cancer screening and prevention programs. The risk of neoplasia is most strongly related to: infection with a high risk HPV type, older age, and most importantly, persistence of the  HPV infection.
İntraepitelyal neoplazi terimi alt genital sistemin, kanser öncüsü olarak kabul edilen, invazif kanser bulguları taşımayan skuamöz epitel lezyonları için kullanılan bir terimdir. Lezyonların tanısı biyopsi ve takiben histolojik değerlendirme ile koyulur. Servikal, vaginal, vulvar ve perianal intraepitelyal  neoplazi (CIN, VaIN, VIN ve AIN), hafif displastik sitoplazmik ve nükleer değişikliklerden ağır displaziye uzanan bir hastalık spektrumu gösterir. Bu değişikliklerle birlikte, invazif kanseri tanımlayan bazal membran invazyonu bulunmamaktadır. Tespit edilebilen servikal intraepitelyal neoplazi risk faktörleri invazif lezyonlar ile benzerdir ve serviks kanseri tarama ve önleme programlarının geliştirilmesini sağlamıştır. Neoplazi riski: yüksek riskli HPV tipi ile enfeksiyon, ileri yaş, ve en önemlisi, HPV enfeksiyonunun kalıcı olması ile kuvvetle ilşkilidir.

 

ECTOPIC PREGNANCY    
EKTOPİK GEBELİK
Ectopic pregnancy, implantation of a fertilized ovum outside the uterus, is a major health problem for women of reproductive age and is the leading cause of pregnancy- related death during the first 20 weeks of pregnancy. Clinical manifestations of ectopic pregnancy are varied and depend on whether rupture has occurred. The classic symptom triad of ectopic pregnancy includes amenorrhea, irregular bleeding, and lower abdominal pain. Accurate diagnosis and treatment decreases the risk of death and optimizes subsequent fertility.
Ektopik gebelik, yani fertilize ovumun uterus dışında yerleşmesi, üreme çağındaki kadınlar için önemli bir sağlık problemi ve gebeliğin ilk 20 haftası içinde meydana gelen gebeliğe bağlı ölümlerin başlıca nedenidir. Ektopik gebeliğin klinik bulguları rüptür varlığına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Ektopik gebeliğin klasik semptom üçlüsü amenore, düzensiz kanama ve alt batın ağrısını içermektedir. Doğru tanı ve tedavi ölüm riskini azaltmakta ve fertilitenin korunmasını sağlamaktadır.

 

MULTIFETAL PREGNANCIES    
ÇOĞUL GEBELİKLER
Widespread use of assisted reproductive Technologies has led to dramatic increases in the incidence of twins and higher order multiple births. Multiple gestations contribute significantly to perinatal morbidity and mortality. The majority of twins and most higher order multiple gestations are born prematurely as a result of premature labor, preterm rupture of membranes, or fetal or maternal complications. Fetal complications such as growth restriction, intrauterine fetal demise, and congenital anomalies and complications unique to multiples, such as discordant growth and twin–twin transfusion syndrome, also lead to significant morbidity and mortality. Antepartum fetal surveillance for multiple gestations must include serial sonograms for fetal growth and cervical length and tests of fetal well-being such as nonstress tests.
Tardımla üreme tekniklerinin yaygın kullanımı ikiz ve üzeri sayıdaki çoğul gebeliklerin sayısında dramatik bir artışa neden olmuştur. Çoğul gebelikler perinatal morbidite ve mortaliteyi anlamlı derecede artırmaktadır. Prematür doğum eylemi, preterm membran rüptürü, fetal veya maternal komplikasyonlar nedeniyle ikiz ve üzerindeki çoğul gebelikler erken doğum ile sonuçlanmaktadır. Gelişme geriliği, intrauterin fetal kayıp, konjenital anomaliler ve uyumsuz fetal büyüme ve ikizden ikize transfüzyon gibi çoğul gebeliğe özgü komplikasyonlar anlamlı derecede morbidite ve mortaliteye neden olabilmektedir.Çoğul gebeliklerde antepartum takip seri ultrasonografiler ile fetal büyümenin değerlendirilmesi, serviks ölçümü ve nonstress test gibi fetal iyilik halini değerlendiren testleri içermelidir.

 

ULTRASOUND EXAMINATION IN PREGNANCY    
GEBELİKTE ULTRASONOGRAFİ İNCELEMESİ
Ultrasound examination in pregnancy is an accurate method of evaluating viability of the pregnancy, fetal number, and placental location, as well as gestational dating, which is most accurately determined in the first trimester of pregnancy. Ultrasound is also able to accurately diagnose major fetal anomalies. The optimal timing for a single ultrasound examination (if performed in the absence of specific indications) is at 18–20 weeks of gestation.
Gebelikte ultrasonografi incelemesi canlı gebeliğin varlığının, fetus sayısının ve plasenta yerleşiminin, ayrıca en doğru şekilde birinci trimesterde tespit edilebilen gebelik yaşının belirlenmesi için en uygun yöntemdir. Ultrasonografi ayrıca major fetal anomalilerinde tanınabilmesini sağlar. Tek bir ultrasonografi muayenesi yapılacaksa (özel bir endikasyon olmadan) en uygun zaman 18-20. Gebelik haftaları arasındadır.

 

FIRST AND SECOND TRIMESTER PRENATAL DIAGNOSIS    
BİRİNCİ VE İKİNCİ TRİMESTER PRENATAL TANI
First-trimester nuchal translucency assessment, along with biochemistry, has a reasonable sensitivity in the adjustment of risk of trisomy 21 and trisomy 18. The emergence of second-trimester biochemistry (triple screen and quad screen) has significant diagnostic
benefit by itself but, when used adjunctively with first trimester tests, has a very high predictive value. A genetic sonogram consists of a search for major anomalies and markers for Down syndrome in addition to assessing femur and humeral lengths.The genetic sonogram has an average sensitivity for trisomy 21 of about 75% in major centers and, when negative, can be used to adjust the risk of Down syndrome downward by at least 50%.
İlk trimesterde ense kalınlığının ölçümü, biyokimyasal inceleme ile birlikte, trisomi 21 ve trisomi 18 riskinin anlamlı bir duyarlılıkla belirlenebilmesini sağlar. İkinci trimester biyokimyasal incelemesi (üçlü veya dörtlü tarama) kendi başına tanısal değer taşımakla birlikte, ilk trimester testlerine eklendiğinde, oldukça yüksek öngörü değerine sahiptir. Genetik sonogram major anomaliler ve Down sendromu belirteçlerinin yanı sıra femur ve humerus boylarının da ölçümünü içerir. Genetik sonogram büyük merkezlerde yapıldığında trizomi 21 için ortalama %75 gibi bir duyarlılığa sahiptir, ve negatif bulunduğunda Down sendromu riskini %50 kadar azaltır.

 

DOPPLER ULTRASONOGRAPHY AND FETAL WELL-BEING    
DOPPLER ULTRASONOGRAFİ VE FETAL İYİLİK HALİ
Throughout pregnancy, there is a progressive decrease in resistance to blood flow to the placenta in the umbilical arteries as the placenta grows, and this is reflected by the changing pattern of the umbilical artery Flow velocity waveform. Correlation studies of umbilical artery FVW pattern and placental villous histology confirm vascular disease with loss of small arterial channels in fetal villi when a high-resistance pattern is present. Changes in the fetal aortic, middle cerebral artery, and ductus venous waveforms correlate with the degree of fetal hypoxemia and fetal condition. The information from Doppler studies of different fetal vessels is complementary.
Gebelik süresince, plasentanın büyümesi ile birlikte umbilikal arterlerde plasentaya doğru olan kan akımına karşı direnç azalır ve bu umbilikal arter kan akımı dalga formunun değişmesine yol açar. Umbilikal arter dalga formu ve plasental villlüs histolojisini karşılaştıran çalışmalar, yüksek direnç tespit edildiğinde küçük arteryal kanalların kaybı ile karakterize vasküler hastalığın varlığını onaylamıştır. Fetal aorta, orta serebral arter ve duktus venozus dalgaformu fetal hipoksinin derecesi ve fetusun durumu ile orantılıdır. Değişik fetal damarların Doppler ultrasonografi ile incelenmesi sonucunda elde edilen veriler birbirini tamamlar.

 

HIPERTENSIVE DISEASES IN PREGNANCY    
GEBELİKTE HİPERTANSİF HASTALIKLAR
Hypertension is the most common medical complication of pregnancy, being present in 8–10% of pregnancies. Patients with hypertension in pregnancy have an increased incidence of eclampsia, abruptio placentae, preterm delivery (mainly iatrogenic preterm delivery
due to obstetric intervention secondary to hypertension or its complications), disseminated intravascular coagulation, hemorrhage, renal insufficiency, pulmonary edema, stroke, and death. The most effective therapy for preeclampsia is delivery of the fetus and placenta. No clinically useful and universally accepted predictive or screening test has been identified for preeclampsia.
Hipertansiyon gebeliklerin %8-10’unda görülen, gebeliğin en sık medikal komplikasyonudur. Gebeliğe bağlı hipertansiyon bulunan hastalarda eklampsi, plasenta dekolmanı, preterm doğum (başlıca hipertansiyona veya komplikasyonlarına bağlı obstetrik girişimler nedeniyle iyatrojenik preterm doğum), dissemine intravasküler koagülasyon, kanama, böbrek yetmezliği, akciğer ödemi, inme ve ölüm sıklığı artmıştır. Preeklampsinin en etkin tedavisi fetus ve plasentanın doğurtulmasıdır. Preeklampsi için klinikte kullanılabilecek kabul edebilir öngörü sağlayan herhangi bir tarama testi belirlenmemiştir.

 

DIABETES MELLITUS IN PREGNANCY    
GEBELİKTE DİYABETES MELLİTUS
The development of insulin resistance during late pregnancy is a normal physiologic adaptation that shifts maternal energy metabolism from carbohydrate to lipid oxidation and thus spares glucose for the growing fetus. Women with diabetes and their offspring are at greater risk of a number of pregnancy-related complications. Strict blood glucose control prior to conception and throughout gestation can reduce and/or eliminate the excess risk for both mother and baby. The achievement of euglycemia requires frequent daily self blood glucose determinations in both the fasted and the postprandial states.
Geç gebelik döneminde insülin direncinin gelişimi maternal eneji metabolizmasını karbonhidrattan lipid oksidasyonuna kaydıran ve glukozun büyüyen fetus için korunmasını sağlayan fizyolojik bir uyumdur. Diyabetik kadın ve bebeği bir dizi gebeliğe bağlı komplikasyon açısından yüksek risk taşır. Gebelik öncesi ve sırasında kesin glukoz kontrolü  anne ve bebek açısından riski azaltır ve/veya ortadan kaldırır. Ögliseminin sağlanabilmesi için açlık ve postprandiyal kan şekerlerinin hasta tarafından takip edilebilmesi gerekir.